O gün gece yarısından sonra herkes 2010 ‘a girecekti ve bunun için Tuğçe çok heyecanlıydı herkese hediye alamak için annesi ile birlikte alışverişe çıktılar.Tuğçelerin evine bu akşam halası,yengesi,dayısı ve anneannesi gelecekti. Bu yüzden Tuğçe çok mutluydu. Önce kardeşi ardaya bir oyuncak araba,ablasına ise çok güzel bir çanta aldı. Daha sonra yolda yürürken gördüğü bir masa örtüsünü çok beğenip anneannesine aldılar.Halasına ise bir gecelik onun oğluna ise bir şapka aldılar.Yengelsine üstünde mutlu yıllar yazan bir terlik aldılar.Sıra dayılarına gelince aylardır istediği fincanı aldılar. Hele şükür alışverişleri bitmiş eve dönmüşlerdi. biraz dinlendikten sonra lezetli yemekler yapmaya başladılar. Biraz sonra misafrler gelmişlerdi. saat 12 olunca herkes mutlu yıllar deyip birbirlerine sarıldı. pastalarını yedikten sonra hediyeler verildi. Herkes hediyesini beğenmişti. Tuğçeye ise bir toka battaniye ve saat hediye edilmişti herkes o gün çok mutluydu…
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.
Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.
Şimdi size pamukkaleyi anlatacağım;
Travertenlerin dünyadaki sayılı örneklerinin bulunduğu Pamukkale, her mevsim farklı güzel. Pamukkale’nin şifalı suları Romalılardan beri terapide kullanılıyor. Muhteşem görünümlü kalsiyum oksitli ırmakların tortularıyla oluşan traverten dalgaları, turistler için önemli bir çekim merkezi. Yurtdışındaki benzerlerinin aksine Pamukkale’ de travertenlerin üstünde yürüyebilirsiniz.
Doğal zenginlikleri kadar tarihi zenginlikleriyle de gelenleri büyüleyen bir kent Pamukkale. Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe “Kutsal Kent olarak” adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor. Hierapolis antik kenti, Roma ve Helenistik devirden kalma mimari eserlere ev sahipliği yapıyor. Otellere giden yol üzerinde, sağlı sollu yayılmış olan Neckropolis, Roma döneminden kalma. Tiyatro, St. Philips adına yapılmış anıt mezar, Apollon Tapınağı ve eski hastane görmeniz gereken yerler arasında.
Ayrıca yakınlardaki başka bir antik yerleşim merkezi olan Laodicea, İncil’de adı geçen kıyamet işaretlerini taşıyan 7 kiliseden birine sahip. Burası bugün bir duvar kalıntısından başka bir şey kalmamasına rağmen hristiyan turistlerin uğrak yeri.
Otellerin çoğu, antik mezarlığın yakınında sağlı sollu sıralanıyor. Pamukkale’nin oluşum sebebi olan termal su, bu otellerin havuzlarına veriliyor. Karahayıt köyünde ise daha değişik yapıda bir sıcak su kaynağı olan Kızıl Su bulunuyor. Küçük bir tepeden ibaret bu kaynakta, demir minerali içeren su aktığı yeri kırmızıya boyuyor.
bir zamanlar Yaren adında bir kız varmış. Bu kız birdağın tepesinde oturup her sabah koyunlara çobanlık yaparmış. Ve bu kızın en iyi arkadaşı şehrin en ünlüsü Buse nin kızı Mineymiş.Mine Yareni arkadaşı olarak görmüyormuş. Mine Yareni sürekli durmadan kulanıyormuş. Ama Yarennin bundan haberi yokmuş. Mine ne zaman git bana şeker al dese koşa koşa getiriyormuş.Mine bir gün dere kenarında oturmuş kendi kendine oyun oynarken birden Yaren gelip bende oynayabilirmiyim diye sormuş. Ama Mine hemen bana git çiçek topla demiş. Yaren kızarak yeter artık hep senin istediğin oluyor ben hiç birşey yapamıyorum demiş. Mine ise tabii böyle olacak çünkü ben ünlü birinin kızıyım sen ise fakir birinin kızısın. Yaren yeter artık biliyorum bir gün herşey değişecek biliyorum. Mine sana öyle geliyor kızım demiş.Yaren artık sen benim arkadaşım değilsin demiş.Mine ise kısık sesle sen zaten benim arkadaşım değilsin.Ama o günden sonra Minenin annesinin işi hiç iyi gitmemeye başlamış. Yarenin babasının ise işleri çok güzel bir şekilde gidiyormuş her gün 80 çiçek satarak ünlü olmuş.Mine ise artık çok fakirleşmiş işte o anda dere kenarında Yarenin sözelri gelmiş aklına gerçekten bu sözler gerçekleşmiş. İşte oanda Mine yaptığı hatayı anlamış ve yarenden özür dilemiş.yaren kabul edince ikisi çok mutlu yıllar geçirmişler büyüyünce ise bir şarkı gurubu kurmuşlar ve herkes şarkılarını çok bğenmiş.
herkesin yeni yılını kutlatıp iyi bir gelecek yaşamasını istiyorum. Saat onikiden sonra herkese mutlu yılarını sürdürmesini isterim . bu yazdığım şaka anlamında (bakarsınız noel baba gelir…:))
Merhaba.Benim adım Sude Naz .İstanbul’da gezmediğim yer kalmadı.Tabii ki Anıtkabir’i görmek için Ankara’yada gittim.Ancak oradan uzağa gitmedim.Ben bu sınırı geçmek istedim ve biraz uzaklaşmak istedim.Örneğin Giresun’a Fatoş ablamın köyüne gitmek isterim.Bunu yapa bilirsem oradan Trabzon’a Sümele Manastırını görmek isterim.Daha bitmedi.Antalya’da Anfi tiyatroyu görmek ve Alanya kulesini ziyarete gitmek istiyorum.DEVAM ediyorum Denizli’ye gidip Pamuk Kaleyi görmek istiyorum.