Oca

02

Tavşan, tavşangiller (Leporidae) familyasını oluşturan memeli türlerin ortak adı. Doğurarak çoğalırlar. Yavru bakımları çok azdır. 7 gün baktıktan sonra anne tavşan yavru tavşanı bırakır.

Tavşangiller familyası yaklaşık elli türü içine alır. Kuyrukları uzun kıllarla örtülüdür. Kulaklar ve arka bacaklar uzamıştır. Bir kısmı toprak altında oyuklarda yaşar. Familya üyelerine tavşan veya ada tavşanı adı verilir. Tavşangiller, Ochotonidae familyasını oluşturan pikalardan tüylü küçük kuyrukları, uzun kulakları ve arka ayakları ile ayrılır.

Lepus harici cinslerin tüm üyeleri genel olarak ada tavşanı olarak adlandırılır. Ada tavşanları başka hayvanların yuvalarında veya kendi kazdıkları yuvalarda barınırken, tavşanlar uzun ot ve çalıklarda yaşar.Tavşanlar arasında en çarpıcı özelliklere sahip olan beyaz tüylü sera tavşanı 21. yüzyıla damgasını vurmuştur.

Tavşan yakalanması kolay bir hayvandır. Hızlı koşmasına rağmen zayıf noktası vardır. Gözüne kuvvetli bir ışık tutulduğunda tavşan yerinden oynayamaz. Bu yüzden avcılar silah kullanmak yerine daha insancıl yöntemleri kullanmaya başlamışlardır.

Ayrıca, bazı türlerin kulakları oldukça iyi duymaktadır. Her türlü sese şaşkınlıkla tepki vermektedirler. Bu yüzden kendi türünden ya da başka canlıların yaklaşması durumunda yabanî

tavşanlar irkilirler.                   

Filled Under: hayvanlar

Oca

02

GENÇLİĞE HİTABE         Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
        Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
         Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

                                                                                                    Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

Filled Under: atatürk

Oca

02

Yıldız yoğun ve ışık saçan bir plazma küresidir. Biraraya toplanan yıldızların oluşturduğu gökadalar görünür evrenin hâkimidir. Günışığı dahil olmak üzere Dünya üzerindeki enerjinin çoğunun kaynağı, bize en yakın yıldız olan Güneş‘tir. Diğer yıldızlar, Güneş’in ışığı altında kalmadıkları zaman yani geceleri gökyüzünde görünürler. Yıldızların parlamasının nedeni çekirdeklerinde meydana gelen çekirdek kaynaşması (füzyon) tepkimelerinde açığa çıkan enerjinin yıldızın içinden geçtikten sonra dış uzaya ışınım (radyasyon) ile yayılmasıdır.

Gökbilimciler bir yıldızın tayfını, parlaklığını ve uzaydaki hareketini gözlemleyerek o yıldızın kütlesi, yaşı, kimyasal bileşimi ve bunun gibi birçok özelliğini belirleyebilirler. Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir. Bir yıldızın gelişim süreci içinde bulunduğu aşamaya göre çapı, dönüşü, hareketi ve sıcaklığı belirlenir. Sıcaklık ve parlaklık durumuna göre işaretlendikleri Hertzsprung-Russell diyagramı (H-R diyagramı), yıldızların güncel yaşını ve gelişim sürecindeki aşamasını belirlemek için kullanılır.

Filled Under: Genel

Oca

02

İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti’nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri’ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hittitler’e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi’nde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yerdir.

Filled Under: Gezip Görelim

Oca

02

O gün gece yarısından sonra herkes 2010 ‘a girecekti ve bunun için Tuğçe çok heyecanlıydı herkese hediye alamak için annesi ile birlikte alışverişe çıktılar.Tuğçelerin evine bu akşam halası,yengesi,dayısı ve anneannesi gelecekti. Bu yüzden Tuğçe çok mutluydu. Önce kardeşi ardaya bir oyuncak araba,ablasına ise çok güzel bir çanta aldı. Daha sonra yolda yürürken gördüğü bir masa örtüsünü çok beğenip anneannesine aldılar.Halasına ise bir gecelik onun oğluna ise bir şapka aldılar.Yengelsine üstünde mutlu yıllar yazan bir terlik aldılar.Sıra dayılarına gelince aylardır istediği fincanı aldılar. Hele şükür alışverişleri bitmiş eve dönmüşlerdi. biraz dinlendikten sonra lezetli yemekler yapmaya başladılar. Biraz sonra misafrler gelmişlerdi. saat 12 olunca herkes mutlu yıllar deyip birbirlerine sarıldı. pastalarını yedikten sonra hediyeler verildi. Herkes hediyesini beğenmişti. Tuğçeye ise bir toka battaniye ve saat hediye edilmişti herkes o gün çok mutluydu…

Filled Under: hikayeler

Oca

02

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.

Filled Under: atatürk

Oca

01

Güneş Sisteminde gezegenler vardır.Adları ise;venüs, dünya, mars, neptün, merkür, saturn, jüpiter ve üranür.

 

Filled Under: Evren, Genel

Oca

01

 Şimdi size pamukkaleyi anlatacağım;    

Travertenlerin dünyadaki sayılı örneklerinin bulunduğu Pamukkale, her mevsim farklı güzel. Pamukkale’nin şifalı suları Romalılardan beri terapide kullanılıyor. Muhteşem görünümlü kalsiyum oksitli ırmakların tortularıyla oluşan traverten dalgaları, turistler için önemli bir çekim merkezi. Yurtdışındaki benzerlerinin aksine Pamukkale’ de travertenlerin üstünde yürüyebilirsiniz.

Doğal zenginlikleri kadar tarihi zenginlikleriyle de gelenleri büyüleyen bir kent Pamukkale. Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe “Kutsal Kent olarak” adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor. Hierapolis antik kenti, Roma ve Helenistik devirden kalma mimari eserlere ev sahipliği yapıyor. Otellere giden yol üzerinde, sağlı sollu yayılmış olan Neckropolis, Roma döneminden kalma. Tiyatro, St. Philips adına yapılmış anıt mezar, Apollon Tapınağı ve eski hastane görmeniz gereken yerler arasında.

Ayrıca yakınlardaki başka bir antik yerleşim merkezi olan Laodicea, İncil’de adı geçen kıyamet işaretlerini taşıyan 7 kiliseden birine sahip. Burası bugün bir duvar kalıntısından başka bir şey kalmamasına rağmen hristiyan turistlerin uğrak yeri.

Otellerin çoğu, antik mezarlığın yakınında sağlı sollu sıralanıyor. Pamukkale’nin oluşum sebebi olan termal su, bu otellerin havuzlarına veriliyor. Karahayıt köyünde ise daha değişik yapıda bir sıcak su kaynağı olan Kızıl Su bulunuyor. Küçük bir tepeden ibaret bu kaynakta, demir minerali içeren su aktığı yeri kırmızıya boyuyor.

Filled Under: Gezip Görelim

Oca

01

bir zamanlar Yaren adında bir kız varmış. Bu kız birdağın tepesinde oturup her sabah koyunlara çobanlık yaparmış. Ve bu kızın en iyi arkadaşı şehrin en ünlüsü Buse nin kızı Mineymiş.Mine Yareni arkadaşı olarak görmüyormuş. Mine Yareni sürekli durmadan kulanıyormuş. Ama Yarennin bundan haberi yokmuş. Mine ne zaman git bana şeker al dese koşa koşa getiriyormuş.Mine bir gün dere kenarında oturmuş kendi kendine oyun oynarken birden Yaren gelip bende oynayabilirmiyim diye sormuş. Ama Mine hemen bana git çiçek topla demiş. Yaren kızarak yeter artık hep senin istediğin oluyor ben hiç birşey yapamıyorum demiş. Mine ise tabii böyle olacak çünkü ben ünlü birinin kızıyım sen ise fakir birinin kızısın. Yaren yeter artık biliyorum bir gün herşey değişecek biliyorum. Mine sana öyle geliyor kızım demiş.Yaren artık sen benim arkadaşım değilsin demiş.Mine ise kısık sesle sen zaten benim arkadaşım değilsin.Ama o günden sonra Minenin annesinin işi hiç iyi gitmemeye başlamış. Yarenin babasının ise işleri çok güzel bir şekilde gidiyormuş her gün 80 çiçek satarak ünlü olmuş.Mine ise artık çok fakirleşmiş işte o anda dere kenarında Yarenin sözelri gelmiş aklına gerçekten bu sözler gerçekleşmiş. İşte oanda Mine yaptığı hatayı anlamış ve yarenden özür dilemiş.yaren kabul edince ikisi çok mutlu yıllar geçirmişler büyüyünce ise bir şarkı gurubu kurmuşlar ve herkes şarkılarını çok bğenmiş.

Filled Under: hikayeler

Oca

01

Filled Under: Evren